Kuaför Koltuğunda Yaşanan Evrensel Hüsran
Herkesin hayatında en az bir kez yaşadığı, belki de defalarca tekrarlanan o kaçınılmaz an vardır: Büyük bir hevesle, yeni bir başlangıç yapma arzusuyla kuaför salonundan içeri adım atarsınız. Haftalarca süren kararsızlıkların ardından, nihayet değişime hazırsınızdır. Elinizde günlerce Pinterest veya Instagram'dan özenle seçtiğiniz, o çok beğendiğiniz ünlüye veya modele ait kusursuz bir saç kesimi fotoğrafı vardır. Kuaför koltuğuna oturur, fotoğrafı gösterir ve 'İşte tam olarak bunu istiyorum' dersiniz. Kuaförünüz başını sallar, her şeyi anladığını belirtir ve makasın o tanıdık sesi duyulmaya başlar. Zaman geçer, saçlar yere düşer, fön makinesi susar ve sıra o büyük yüzleşme anına gelir.
Aynaya baktığınızda kalbiniz hızla çarpar, ancak hissettiğiniz şey mutluluk değil, derin bir hayal kırıklığıdır. Gördüğünüz saç kesimi fena olmayabilir, ancak kesinlikle sizin hayal ettiğiniz, o fotoğrafta gördüğünüz etkiyi yaratmamıştır. Yüzünüzdeki o donuk gülümsemeyle 'Harika oldu, ellerinize sağlık' derken, içten içe saçlarınızın ne kadar sürede yeniden uzayacağının hesabını yapmaya, eve gidip saçınızı toplamanın yollarını aramaya başlarsınız. Peki, ama neden? Neden iletişim kurduğumuzu, ne istediğimizi çok net ifade ettiğimizi düşünmemize rağmen bu hüsranı bu kadar sık yaşıyoruz? Sorun gerçekten kuaförünüzün yeteneğinde mi, yoksa sizin saç yapınızda mı? Aslında sorun çok daha temel bir noktada, beklenti ve gerçeklik arasındaki uçurumda gizli.
İletişim Kopukluğunun Anatomisi ve 'Sadece Uçlarından' Yanılgısı
Kuaför salonlarında yaşanan en büyük problemlerin başında iletişim kopukluğu gelir. Güzellik ve saç tasarımı, tamamen subjektif ve kişiye özel kavramlardır. Sizin 'sadece uçlarından alınsın' ifadeniz ile kuaförünüzün 'uçlardan alma' anlayışı arasında santimetrelerce fark olabilir. Siz sadece kırıkların temizlenmesini ve boyun korumasını kastederken, profesyonel bir göz için saçın formunu bulması adına daha derin bir kesim gerekebilir.
Bunun yanı sıra, o çok güvendiğiniz referans fotoğrafları aslında en büyük yanılgı kaynağıdır. Getirdiğiniz fotoğraftaki kişinin yüz şekli oval, sizin yüz şekliniz ise yuvarlak olabilir. Onun saç telleri kalın ve dalgalı iken, sizin saç telleriniz ince ve düz olabilir. Fotoğraftaki ışıklandırma, modelin boyun uzunluğu, alın açıklığı, hatta saçının o anki şekillendirme süresi bile o mükemmel görüntünün bir parçasıdır.
Siz o fotoğrafa bakarken sadece saç kesimini değil, o anki auranın tamamını satın almak istersiniz. Ancak gerçek dünyada, o kesim sizin fiziksel özelliklerinize uyarlandığında bambaşka bir siluet ortaya çıkar. Kuaförünüz aslında teknik olarak fotoğraftaki kesimin aynısını yapmış olabilir, ancak sonuç sizin yüzünüzde aynı durmadığı için başarısız hissiyatı yaratır. İşte bu noktada sözcükler ve başkalarına ait fotoğraflar, ne istediğimizi anlatmak için yetersiz kalır.

